unit στα Τουρκικά

προφορά
i. ünite, birim, öğe, birlik, bütünlük

παράδειγμα ποινές

Couldn't we put a remote sentry unit in the tunnel...- ..and then seal that door?
Tünele ayrı bir bekçi birimi koyup ve sonra kapıyı mühürleyemez miyiz?
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Would you please send the remaining five units right away?
Lütfen kalan beş üniteyi hemen gönderir misiniz?
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Here we go State of the art field unit. I designed it myself.
İşte sanat dalı birimine gidiyoruz. Kendim tasarladım.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Across the country National Guard units have been mobilised and all civil defence volunteers have been called to full-time duty.
Ülkenin her tarafında Milli Güvenlik birimleri seferber edildi ve tüm sivil savunma gönüllüleri tam süreli göreve çağrıldı.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Turkey's state-run news agency says elite commando units have rappelled down from helicopters and poured out of mechanized infantry units to surround Kurdish rebels in a major operation along the Iraqi border.
The Associated Press - 21.06.2010
Türkiye'nin resmi haber ajansı, Irak sınırı boyunca gerçekleştirilen büyük operasyonda, seçkin komanda biriminin helikopterlerden iple inerek ve mekanize piyade birliğini bırakarak Kürt asilerin çevresini kuşattığını söylüyor.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
The woman looked at a small control unit on her arm.
Kadın, kolundaki küçük kontrol birimine baktı.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
The important thing in island living is to be your own activities director I find the key is to think of a day as units of time......each unit consisting of no more than 30 minutes.
Adada yaşamaktaki önemli şey kendi aktivitelerinin idarecisi olmaktır. Ben günü zaman birimleri olarak düşünürüm. Her birim 30 dakikadan daha fazla değildir.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Now, this young man led a commando unit into FTL Headquarters last week.
Geçen hafta FTL karargahındaki komando birimine bu genç adam liderlik etti.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Every piece of emergency equipment are available Alert rescue units every mile of the way, from here to the Rockies
Tüm acil durum malzemeleri hazır. Buradan Rockies'e kadar her mildeki kurtarma ekiplerini alarma geçirin.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Most activities take about half an hour. Taking a bath: One unit. Buying CDs: Two units. Eating lunch: Three units.
Çoğu aktiviteler yaklaşık yarım saat sürer. Duş almak:b ir birim. CD almak : iki birim. Yemek yemek: üç birim.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!

Συνώνυμα

1. section: piece, square, block, factor, joint, length, quantity
2. system: complement, element, component, member, part, total, assemblage



dictionary extension
© dictionarist.com