secure στα Τουρκικά

προφορά
f. güvenceye almak, sağlama almak, sağlama bağlamak, sağlamlaştırmak, korumak, teminât vermek, sigortalamak, sağlamak, elde etmek, sıkıca kapatmak
s. sağlam, emin, güvenli, güvencede, güvenilir

παράδειγμα ποινές

He has managed to secure several accounts.
Birkaç hesabı güvenceye alabildi.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
That child felt secure in his mother's arms.
O çocuk annesinin kollarında güvenli hissetti.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Many people feel that gold is the most secure investment.
Birçok kişi altının en güvenli yatırım olduğunu hissediyor.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
We're on our way. Sark's plane just landed in the desert 60 miles east of here. Is the area secured?
-No one's gotten on or off the plane since it landed.
Yoldayız. Sark'ın uçağı buranın 60 mil doğusunda, çölde şimdi yere indi. Bölge güvenli mi?
Uçak indiğinden beni hiç kimse ne indi ne de bindi.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
You'd lose your job because of injury. You, players never grasp, it is not a very secure job.
İşinizi sakatlanma yüzünden kaybedebilirsiniz. Siz oyuncular asla anlamıyorsunuz ama çok güvenli bir iş değil.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
You told me once that Ron was so secure within himself because he refused to give importance to unimportant things.
Bir keresinde bana Roy'un kendine çok güvendiğini çünkü önemsiz şeylere önem vermeyi reddettiğini söylemiştin.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
- No more news from the field police?
- No. Did you secure the harbour at Tobruk? In every way possible?
- Yes.
- Saha polisinden başka haber yok mu?
- Hayır. Tobruk'taki limanı emniyete aldınız mı? Mümkün olan her şekilde?
- Evet.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
We had an hour to rest and scrounge whatever food we could before we had to move south and secure the town of Coup de Ville.
Güneye ilerleyip Coup de Ville kasabasını kurtarmadan önce dinlenmek ve yiyecek bir şeyler aşırmak için bir saatimiz vardı.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
- She arranged for me a new place for my headquaters. No place is more secure or pleasant. My host is now the Baron de Ferte, an ex-cavalry officer.
- Karargahım için bana yeni bir yer ayarladı. Daha güzel ve güvenli başka bir yer daha yok. Şimdiki ev sahibim Ferte Baronu, eski bir süvari subayı.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
She would rush to secure it.
onu güvende tutabilmek için acele edecektir.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!

Συνώνυμα

1. confident: assured, positive, certain, sure, hopeful, carefree, easy
2. safe: protected, stable, fast, fastened, fixed, bound, firm
3. obtain: acquire, procure, gain, achieve, grasp, get
4. protect: defend, guard, ensure, safeguard, guarantee, assure
5. fasten: lock, close, tighten, tie, padlock, clinch, bind



dictionary extension
© dictionarist.com