matter στα Τουρκικά

προφορά
f. önemi olmak, önemli olmak, iltihaplanmak
i. madde, cisim, husus, şey, konu, mesele, önem, öz, iltihap, cerahat, irin

παράδειγμα ποινές

It doesn’t matter anymore.
Artık farketmez.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Love is when there are a million things you want to say to someone, but when they look you in eyes and hold you in arms, nothing in life matters other than being with that person at that moment.
Birisine bir şey söylemek istersiniz ama o gözlerinizin içine bakar ve ellerinizi tutar da o anda dünyada onunla beraber olmaktan başka hiçbir şey istemezsiniz ya, işte bu aşktır.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Position of husband is like a split A.C. No matter how loud he is outside, but inside the house, he is designed to remain silent, cool and controlled by remote.
Hayatta kocaların durumu klimaya benzer. Dışarıda ne kadar sesli olurlarsa olsunlar evin için sessiz, sakindirler ve uzaktan kumanda ile kontrol edilirler.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
It doesn’t matter.
Önemli değil.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Nicholas has no choice in this matter.
Nicholas'ın bu bu meselede bir tercihi yok.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
I spoke with him about the matter.
Konu hakkında onunla konuştum.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
They are inquiring into the matter.
Onlar konuyu araştırıyorlar.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
We will talk over the matter later.
Konuyla ilgili daha sonra konuşacağız.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
No matter what happens I am prepared.
Ne olursa olsun ben hazırım.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Can the matter wait till tomorrow?
Mesele yarına kadar bekleyebilir mi?
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!




dictionary extension
© dictionarist.com