hardy στα Τουρκικά

προφορά
s. dayanıklı, güçlü kuvvetli, cesur, yürekli, gözüpek, yüzsüz, arsız, cüretkâr, atılgan

παράδειγμα ποινές

A woman would rather visit her own grave than the place where she has been young and beautiful after she is aged and ugly.
Thomas Hardy
Bir kadının yaşlanıp çirkinleştikten sonra genç ve güzel olduğu yeri ziyaret etmesindense kendi mezarını ziyaret etmesi daha iyidir.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Hardy young people like mountaineering.
Cesur genç insanlar dağcılığı seviyorlar.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!




dictionary extension
© dictionarist.com