essential στα Τουρκικά

προφορά
s. köklü, esaslı, başlıca, gerekli, zorunlu, esans türünden
i. asıl gerekli şey, esas özellik, esas olan şey

παράδειγμα ποινές

Never blame a day in your life. Good days give you happiness. Bad days give you experience. Both are essential in life. All are God’s blessings.
Hayatınızın her gününü sevin. İyi günler mutluluk, kötü günler ise tecrübe kazandırır. Hayatta her ikisi de gereklidir. Hepsi Allah’ın nimetidir.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
It's essential that the project should not be delayed any further.
Asıl olan bu projenin daha fazla gecikmemesidir.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
It is essential for you to practice every day.
Her gün uygulama yapman gerekli.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Trial and error is essential to progress.
Deneme yanılma ilerleme adına çok ehemmiyetlidir.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
The telephone is essential to modern life.
Telefon modern yaşam için gereklidir.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
It's essential that you eat more vegetables.
Daha fazla sebze yemen gerekli.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
When the system is off-line essential services go down, including fire protection. That is a risk I cannot take.
Sistem çevrim dışıyken, yangın koruma dâhil gerekli servisler kesiliyor. Bu kabul edemeyeceğim bir risk.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
I'll try to feed you as much information as I can, when I can. Your cooperation is essential if we're going to take back our government.
Yapabildiğimde elimden geldiği kadar çok bilgi ile seni beslemeye gayret edeceğim. Hükümetimizi geri alacaksak, senin işbirliğin çok önemli.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Understanding POV is essential, or ought to be.
Arthur Herzog
Bakış açısına göre anlama kaçınılmazdır, yada olması gerektiği gibi.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
- Ten days ago, my father wrote his will. Let me read it to you.
- Don't bother, read the essential.
- My father does not want to be buried.
- On gün önce, babam vasiyetini yazdı. Sana okumama izin ver.
- Canını sıkma, çok önemli olanları oku.
- Babam gömülmek istemiyor.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!

Συνώνυμα

1. fundamental: key, basic, primary, cardinal, elementary
2. necessary: needed, indispensable, required, imperative, vital
3. rudiment: necessity, basic, fundamental, element, necessary



dictionary extension
© dictionarist.com