enormous στα Τουρκικά

προφορά
s. büyük, azman, kocaman, koskocaman, dağ gibi, muazzam

παράδειγμα ποινές

An elephant is an enormous animal.
Bir fil çok büyük bir hayvandır.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
He left his wife an enormous fortune.
Karısına çok büyük bir servet bıraktı.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
He consumes an enormous amount of liquor.
Çok büyük miktarda likör tüketir.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Nicholas claimed that the enormous property was at his disposal.
Nicholas muazzam servetin onun emrinde olduğunu iddia etti.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Ron Howard is as good a person as you could want to work with on film. He never lost his cool. He's the most easygoing, lovely man, but he's got this enormous intelligence and a wonderful humanity.
Christine Baranski
Ron Howard filmde birlikte çalışmayı isteyebileceğin kadar iyi bir insan, o, asla soğukkanlılığını kaybetmedi, o, enbabacan ve sevimli adamdır, fakat o, bu muazzam zekaya ve harika bir insanlığa sahiptir.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
During courtship, the male frigate bird inflates to enormous size.
Kur dönemi boyunca erkek fırkateyn kuşu kocaman olana dek şişer.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Enormous progress has been made in medical technology over the last five years.
Medikal teknolojisinde son beş yılda büyük ilerleme kaydedilmiştir.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
Now freeze image Diaz just stole the mind control software The global implication of this theft are enormous, and our government wants these disks back in safe hands.
Halihazırda donuk suratlı Diaz zihin kontrol yazılımını çalmıştı, bu hırsızlığın küresel sonuçları muazzam olduğundan, hükümetimiz disklerin güven altına alınmasını istemektedir.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
But I tell you something, Carrera: That rifle will soon give you enormous pleasure. Take aim, take up the slack and pull the trigger.
sana bir şey söyleyeyim Carrera: o tüfek sana yakında çok büyük keyif verecek.nişan al, gevşe ve tetiği çek.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
It's like the most holy place for Jews to go and pray in Israel. It's all that's left of this enormous temple that was destroyed by the Romans.
Burası Yahudiler için neredeyse İsrail'deki en kutsal ziyaret ve ibadet mekanı. Romalıların imha ettiği bu muazzam ibadethaneden kalanların hepsi bu.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!

Συνώνυμα

1. atrocious: depraved, flagitious, flagrant, outrageous, scandalous, wicked
2. gigantic: great, tremendous, colossal, large, huge, immense



dictionary extension
© dictionarist.com