definite στα Τουρκικά

προφορά
s. kesin, şüphesiz, kuşkusuz; belirli, açık; kati; su götürmez

παράδειγμα ποινές

I couldn't get a definite answer from him.
Ondan kesin bir cevap alamadım.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
I want you to have a definite plan before you leave.
Ayrılmadan önce belirli bir planının olmasını istiyorum.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
That’s the way sons do in small towns unless they have definite ideals about law or one of the other professions.
Eğer Hukuk veya diğer meslekler hakkında idealleri yoksa erkek çocukların kasabada baş vurduğu yol buydu.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
It wouldn’t be definite.
Onun orası belli olmaz.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
I have no definite plans.
Kesin planlarım yok.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
In Esperanto there is no indefinite and only one definite article.
Esperantoda belirsiz artikel yoktur ve sadece bir tane belirli artikel vardır.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
It is definite that he will go to America.
Onun Amerika'ya gideceği açık.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
It is definite that he will go.
Onun gideceği kesin.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
It will be four years before the definite result of beef liberalization emerges.
Sığır serbestleştirilmesinin kesin sonucu ortaya çıkmadan önce dört yıl olacak.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
That's a definite improvement.
Bu kesin bir gelişme.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!




dictionary extension
© dictionarist.com