bold στα Τουρκικά

προφορά
s. cesur, gözüpek, cüretli, atılgan, cesaret isteyen; küstah, arsız, utanmaz, göze çarpan, koyu renk yazılmış; dik

παράδειγμα ποινές

We need somebody with bold new ideas.
Cesur yeni fikirleri olan birine ihtiyacımız var.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
We were astonished by his bold attempt.
Onun pervasız hareketine şaşırmıştık.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
This is not the time to be cautious. You need to make a bold decision.
Tedbirli olma zamanı değil. Cesur bir karar vermen gerekiyor.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
- Death to our country's enemies! Compassion for these wretched ones! Hear me, King hear me, young hero listen to wise counsel! They are our enemies, and bold they are.
- Ülkemizin düşmanlarına ölüm! Biçarelere merhamet! Duy beni, Kralım, duy beni, genç kahraman, bilge danışmanlarımızı dinle! Onlar ki bizim düşmanımız ve onlar ki cesurlar.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
These developments have created the need for new and bold steps in the Turkey-EU relations.
Tüm bu değişiklikler Türkiye-AB ilişkilerinin katılım süreci boyutunda yeni güçlü adımların atılması ihtiyacını doğurmuştur.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
are arrogant, hot-tempered and entirely too bold.
küstah, ateşli ve gerçekten çok cesursun.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
How could you be so bold as ask me such a silly question.
Bana böyle aptal bir soru sormaya nasıl cüret edersin.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
He gets a little bold after he's had a few drinks.
O birkaç içki içtikten sonra biraz cesur olur.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
The bold knight didn't hesitate at the time to go onto the offensive.
Cesur şövalye saldırganın üzerine gitmek için o anda tereddüt etmedi.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!
They should have bold ideas.
Onların cesur fikirleri olmalı.
προφορά προφορά Uitspraak Report Error!




dictionary extension
© dictionarist.com